Perşembe, Eylül 17, 2026
spot_imgspot_img
Ana SayfaİrfanÂşura Günü Nedir? Âşura Orucu, Fazileti ve Kerbelâ Hadisesi

Âşura Günü Nedir? Âşura Orucu, Fazileti ve Kerbelâ Hadisesi

Âşura Günü, hicrî takvime göre Muharrem ayının 10. günüdür. İslâm tarihinde ve Müslüman toplumların gönül dünyasında özel bir yere sahip olan bu gün; tevbe, sabır, şükür, kurtuluş, ibret ve adalet bilinciyle anılır.

Rivayetlerde Âşura Günü’nün birçok peygamberin hayatında önemli olaylarla ilişkilendirildiği aktarılmıştır. Bu sebeple Müslümanlar, asırlardır Muharrem ayına ve özellikle Âşura Günü’ne ayrı bir önem vermiş; bu günlerde ibadete, duaya, sadakaya, hayır ve hasenata daha fazla yönelmiştir.

Âşura Günü, sadece geçmişte yaşanmış hadiseleri hatırlamak değil; aynı zamanda insanın kendi hayatına bakması, tevbe etmesi, iyiliği çoğaltması ve zulüm karşısında hak çizgisinde durmayı yeniden hatırlaması için de önemli bir fırsattır.

Âşura Gününde Meydana Geldiği Rivayet Edilen Olaylar

İslâmî kaynaklarda ve halk arasında aktarılan rivayetlere göre Âşura Günü birçok önemli olayla birlikte anılmıştır. Bu rivayetlerden bazıları şunlardır:

  1. Hz. Musa’ya verilen mucize:
    Allah Teâlâ’nın Hz. Musa’ya yardım ederek denizi yardığı, Firavun ve ordusunun ise sulara gömüldüğü rivayet edilir.
  2. Hz. Nuh’un gemisinin Cûdi Dağı’na oturması:
    Hz. Nuh’un gemisinin tufandan sonra Cûdi Dağı üzerinde karar kıldığı günün Âşura Günü olduğu aktarılır.
  3. Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulması:
    Hz. Yunus’un, balığın karnındaki sıkıntılı imtihandan Allah’ın izniyle kurtulduğu gün olarak rivayet edilir.
  4. Hz. Âdem’in tevbesinin kabul edilmesi:
    Hz. Âdem’in tevbesinin bu günde kabul edildiği nakledilir.
  5. Hz. Yusuf’un kuyudan çıkarılması:
    Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz. Yusuf’un bu sıkıntıdan Âşura Günü kurtarıldığı rivayet edilir.
  6. Hz. İsa’nın doğumu ve semâya yükseltilmesi:
    Bazı rivayetlerde Hz. İsa’nın bu gün dünyaya geldiği ve yine bu gün semâya yükseltildiği ifade edilir.
  7. Hz. Davud’un tevbesinin kabul edilmesi:
    Hz. Davud’un tevbesinin bu mübarek günde kabul edildiği aktarılır.
  8. Hz. İsmail’in doğumu:
    Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’in Âşura Günü dünyaya geldiği rivayet edilir.
  9. Hz. Yakub’un gözlerinin açılması:
    Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a duyduğu derin hasret sebebiyle kapanan gözlerinin bu gün yeniden görmeye başladığı nakledilir.
  10. Hz. Eyyûb’un şifaya kavuşması:
    Hz. Eyyûb’un uzun süren hastalığından Âşura Günü şifa bulduğu rivayet edilir.

Bu rivayetler, Âşura Günü’nün Müslüman kültüründe neden rahmet, kurtuluş ve ibret günü olarak görüldüğünü göstermektedir. Ancak bu tür rivayetler aktarılırken “rivayet edildiğine göre” ifadesini kullanmak daha doğru ve ilmî bir üslup olur.

Âşura Günü ve Oruç İbadeti

Âşura Günü denildiğinde akla gelen en önemli ibadetlerden biri oruçtur. Muharrem ayı ve Âşura Günü, yalnızca Müslümanlar arasında değil; geçmiş dinî geleneklerde de özel kabul edilen günler arasında yer almıştır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret ettiğinde, orada yaşayan Yahudilerin Âşura Günü oruç tuttuklarını görmüştür. Bunun sebebini sorduğunda, onların bu günü Allah’ın Hz. Musa’yı Firavun’dan kurtardığı gün olarak kabul ettikleri ve Hz. Musa’nın da bu kurtuluşa şükür için oruç tuttuğunu söyledikleri rivayet edilir.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, Hz. Musa’ya sahip çıkma ve onun sünnetini yaşatma konusunda Müslümanların daha yakın olduğunu ifade etmiş; kendisi de o gün oruç tutmuş ve Müslümanlara da tavsiye etmiştir.

Âşura orucu, İslâm’ın ilk dönemlerinde daha güçlü bir şekilde uygulanmış; Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra ise farz olmaktan çıkmış ve sünnet olarak devam etmiştir. Bu sebeple Âşura Günü oruç tutmak faziletli bir ibadet kabul edilir.

Âşura Orucunun Fazileti

Hadis kaynaklarında Muharrem ayında tutulan orucun faziletine dair önemli rivayetler yer almaktadır. Peygamber Efendimiz’in, Ramazan’dan sonra en faziletli orucun Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruç olduğunu bildirdiği rivayet edilmiştir.

Yine Âşura Günü tutulan orucun, geçmiş bir senenin günahlarına kefaret olmasının Allah’tan ümit edildiği aktarılmıştır. Buradaki kefaret, kul hakkı gibi özel sorumlulukları değil; kulun Allah’a karşı işlemiş olduğu küçük günahların bağışlanmasına vesile olabilecek manevî bir rahmeti ifade eder.

İmam Gazâlî de Muharrem ayının hicrî yılın başlangıcı olduğuna dikkat çekerek, seneye oruç gibi salih bir amelle başlamanın bereketli olacağını ifade etmiştir.

Âşura Orucu Hangi Gün Tutulur?

Âlimler, Âşura orucunun yalnızca Muharrem’in 10. gününe denk getirilmemesini; mümkünse bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla birlikte tutulmasını tavsiye etmişlerdir.

Bu sebeple şu şekillerde oruç tutulması uygun görülmüştür:

Muharrem’in 9. ve 10. günü,
veya
Muharrem’in 10. ve 11. günü,
ya da imkân varsa
9, 10 ve 11. günlerin tamamı.

Bu uygulamanın hikmetlerinden biri, Müslümanların ibadetlerinde farklı bir kimlik ve bilinç taşımalarıdır. Böylece Âşura orucu hem Peygamber Efendimiz’in tavsiyesine uygun şekilde tutulmuş olur hem de bu mübarek gün daha şuurlu bir şekilde değerlendirilir.

Âşura Gününde Hayır ve İkram

Âşura Günü yalnızca oruçla değil; hayır, sadaka, ikram ve iyilikle de değerlendirilmesi gereken özel bir gündür. Müslümanlar geçmişten günümüze bu günlerde ailelerine, yakınlarına, komşularına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine ve kimsesizlere ikramda bulunmayı güzel bir gelenek hâline getirmiştir.

Peygamber Efendimiz’in, Âşura Günü ailesine ve ev halkına ikramda bulunan kimseye Allah’ın yıl boyunca rızık genişliği ve bereket ihsan edeceğine dair rivayetler nakledilmiştir.

Burada önemli olan, kişinin gücünün üzerinde harcama yapması veya kendisini zora sokması değildir. Esas olan; imkân ölçüsünde paylaşmak, gönül almak, aile bireylerini sevindirmek, ihtiyaç sahiplerini hatırlamak ve bugünleri iyilikle değerlendirmektir.

Bu sebeple Âşura Günü’nde yapılabilecek güzel davranışlardan bazıları şunlardır:

  • Oruç tutmak,
  • Tevbe ve istiğfarda bulunmak,
  • Kur’ân okumak,
  • Dua etmek,
  • Sadaka vermek,
  • Aileye ve yakınlara ikramda bulunmak,
  • Yetim, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini sevindirmek,
  • Dargınlıkları gidermek,
  • Kerbelâ’yı ibretle hatırlamak.

Kerbelâ Hadisesi ve Âşura Günü

Âşura Günü’nün İslâm tarihindeki en hüzünlü yönlerinden biri de Kerbelâ hadisesidir.

Hicrî 61 yılının 10 Muharrem günü, bugünkü Irak sınırları içinde bulunan Kerbelâ’da, Peygamber Efendimiz’in sevgili torunu Hz. Hüseyin radıyallahu anh ve beraberindeki yakınları şehit edilmiştir. Bu acı hadise, Müslümanların hafızasında derin bir yara olarak yer etmiş; Hz. Hüseyin’in duruşu ise zulme karşı hakkın, adaletin ve izzetli bir direnişin sembolü hâline gelmiştir.

Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da ortaya koyduğu tavır, makam, menfaat ve güç karşısında hakkı savunmanın ne kadar büyük bir değer olduğunu göstermektedir. O, canı pahasına da olsa adaletten, doğruluktan ve Peygamber ailesine yakışan vakar ve izzetten ayrılmamıştır.

Kerbelâ’da şehit edilenler, İslâm ümmetinin gönlünde daima hürmetle anılmıştır. Müminler bu hadiseye üzülür, Hz. Hüseyin ve beraberindekileri rahmetle yâd eder. Ancak bu acıyı taşkınlığa, ayrıştırmaya ve ümmet içinde fitneye dönüştürmemek gerekir.

Ehl-i sünnet anlayışında Kerbelâ hadisesi, ibret ve hüzünle hatırlanır; fakat bu olay bir taşkınlık, isyan veya ölçüsüz yas merasimi hâline getirilmez. Mümin, yaşanan zulmü reddeder; zalimlerin hesabının Allah’ın adaletine havale edileceğine inanır. Aynı zamanda bu olaydan adalet, sabır, vakar ve hak yolunda sebat dersi çıkarır.

Âşura Gününün Manevî Mesajı

Âşura Günü, insanlığa pek çok derin mesaj verir. Hz. Musa’nın kurtuluşu, Allah’ın zalimlere karşı mazlumları yalnız bırakmadığını gösterir. Hz. Yunus’un duası, kulun en karanlık anında bile Rabbine yönelmesi gerektiğini öğretir. Hz. Eyyûb’un sabrı, hastalık ve sıkıntı karşısında teslimiyetin değerini hatırlatır. Hz. Yusuf’un kuyudan çıkarılışı, ihanet ve zorlukların ardından Allah’ın lütfuyla yeni kapılar açılabileceğini gösterir.

Kerbelâ ise Müslümanlara, hakikat uğruna bedel ödemenin ve zulüm karşısında susmamanın önemini hatırlatır.

Bu yönüyle Âşura Günü; hem sevinç hem hüzün, hem şükür hem ibret, hem tevbe hem de adalet bilinci taşıyan özel bir gündür.

Sonuç

Âşura Günü, Müslümanlar için sadece takvimde yer alan tarihî bir gün değildir. Bu gün; peygamberlerin hayatından aktarılan ibretli olayları, Hz. Musa’nın kurtuluşunu, Hz. Yunus’un duasını, Hz. Eyyûb’un sabrını, Hz. Yusuf’un imtihanını ve Kerbelâ’da Hz. Hüseyin’in ortaya koyduğu izzetli duruşu hatırlatan derin manalı bir gündür.

Bu mübarek günü oruçla, duayla, tevbe ile, sadakayla, aileye ve ihtiyaç sahiplerine ikramla değerlendirmek; geçmişten ibret alarak bugünü daha bilinçli yaşamak gerekir.

Âşura Günü’nün asıl mesajı şudur:
Zorluklar geçicidir, Allah’ın rahmeti geniştir, zulüm kalıcı değildir ve hak yolunda sabredenler sonunda Allah katında yücelir.

Kaynakça

Buhârî, M. b. İ. (t.y.). Sahîh-i Buhârî (Kitâbü’s-savm, Bâb 69).

Gazâlî, E. H. M. (t.y.). İhyâʾu ulûmi’d-dîn (Cilt 1, s. 238).

İbn Mâce, M. b. Y. (t.y.). Sünen-i İbn Mâce (Kitâbü’s-sıyâm, Bâb 31, 43).

Münzirî, A. Z. A. (t.y.). et-Terġîb ve’t-terhîb (Cilt 2, s. 116).

Müslim b. el-Haccâc. (t.y.). Sahîh-i Müslim (Kitâbü’s-sıyâm, Bâb 117).

Tirmizî, M. b. Î. (t.y.). Sünenü’t-Tirmizî (Kitâbü’s-savm, Bâb 40, 47).

Yazır, E. M. H. (t.y.). Hak Dini Kur’ân Dili (Cilt 8, s. 5793).

Davudoğlu, A. (t.y.). Sahîh-i Müslim tercüme ve şerhi (Cilt 6, s. 140).

Önceki İçerik
İlgili Yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

HAVAS MARKET

Havas Uygulamaları