Bazen insanın içinde yaşama hissi kalmaz. Karınca kadar bile…
Sersem gibi olur, hiçbir şeye tepki veremez.
İbadet etmek istemez.
Eskiden yaptığı zikirleri, gece namazlarını yapamaz.
İbadetler artık lezzet vermez.
Hatta inancını kaybettiğini düşünür.
“Allah beni boşuna mı yarattı?” diye sorgular.
Peki neden böyle olur?
1. İbadetin Amacı Lezzet Değil, Rızadır
İlk mesele şu: İbadet, manevi haz almak için değil, Allah rızası için yapılır.
İhlas burada en önemli noktadır. Çok zikir çekmek, çok ibadet etmek tek başına çözüm değildir. Asıl olan samimiyettir.
Unutma:
İbadetin az ama devamlı olanı makbuldür.
Bazen insan kendini fazla zorlar, yüksek tempoyla başlar, sonra yorulur. Manevi yorgunluk oluşur. İbadet bir süre sonra “yük” gibi hissedilebilir.
Az ama istikrarlı bir şekilde devam etmek, ruhu daha dengede tutar.
Örneğin kısa ama samimi bir dua:
“Ya Rabbi, yağmur damlaları adedince ‘La ilahe illallah’ diyorum, makbul eyle. Azımı çoğalt.”
Samimiyet, çokluktan daha kıymetlidir.
2. Asıl Olan Tefekkürdür
İkinci mesele ise şudur: İbadetin ruhu tefekkürdür.
İnsan neden yaratıldığını, değerini ve konumunu düşünmediğinde, boşluk hissi yaşayabilir. Kendini anlamsız hissetmesi çoğu zaman tefekkür eksikliğinden kaynaklanır.
İnsan, “eşref-i mahlukat” olduğunu; yani yaratılmışların en değerlisi olarak yaratıldığını, tefekkür ederek idrak eder.
Bu noktada kişiye iyi gelen eserler okumak, anlam üzerine düşünmek, varlık ve yaratılış üzerine kafa yormak çok kıymetlidir.
Önemli Bir Hatırlatma
Şunu unutmamak gerekir:
Allah, kuluna şah damarından daha yakındır.
İnsan çok ibadet edince Allah’a yaklaşmaz; günah işleyince de O’ndan uzaklaşmaz. Allah’ın yakınlığı, kulun performansına bağlı değildir.
Bu nedenle umutsuzluğa kapılmak yerine küçük bir başlangıç yapılabilir:
- İki rekat namaz
- 33 defa “Estağfirullah”
- İçten bir dua
Örneğin:
“Ya Rabbi, beni Senin zikrinden uzaklaştıran şeytanın şerrinden Sana sığınırım. Bana tevhidin zevkini tattır.”
Son Söz
İbadetler bazen lezzet vermez. Bu, inancın bittiği anlamına gelmez. Çoğu zaman bu bir yorgunluk, bir geçiş dönemi, bir yeniden denge arayışıdır.
Büyük adımlar atmak yerine küçük ama samimi bir dönüş yeterlidir.
Selamlar.










